Ana Sayfa Yazarlar Politika cesaret ister

Politika cesaret ister

“Her şey satılık” boşuna denilmedi bu yüzyıl için. İnsanın satılıklığını ironik sayardık, gerçek oldu. Üstelik güncel hayat ilişkisi içinde gerçekleşti. Politik pazarı geçin o zaten içinden çıkılmaz biçimde yerine oturmuş, kabul görmüş durumda. İnsanın insanı bir dert, sorun halinde satması ise tamah edilmez bir normalliğe kavuşmuş.

İnsanın kendisinden bahsedemez boyuttayız. 

İşin aslına gelirsek artık dili, dini, etnikliği vs zaten bir gösterge değil. Açıktan sizin yakınınız, taraftarınız olan dahi ötekileşmekten kurtulamıyor.  

Her şeye politik dedik de böylesi bir dünya tasarlamamıştık. Ne kadar politik ve yaratıcı bir insanlık. Bu politikacı halimiz her şeyi bildiğimiz değil, her şeye kategorik baktığımızı gösteriyor. Eskiden böylesi şeylere sınıfsal diyorduk. 

İşin aslı hasta bir toplum halini aldık. Kendinden ürken, kendisinin özgüllüğü ile hareket edemeyen bir canlı halindeyiz. Kim kimin kölesi, neyin kölesi anlaşılamaz oldu. 

Bir felsefe yapmaya çalışmıyorum burada. İnsanın kendi doğasını yitirmesinden bahsediyorum. 

Komşumuza davranışımız insana davranışımızı belirliyor. Yan komşunda bir ses gelse kapı pencereyi sıkı sıkı kapatıyorsun. Daha da artsa polisi arıyorsun. Karşı komşundan gelen bir sese duyarlı olmayı boşver; “bu ne ya”, ağlaşıp duruyorlar diyorsun. Bir şey mi oldu, biri mi öldü umurunda değil. Aman yeter ki rahatın bozulmasın. Başına bir şey gelince de kimse kimsenin kapısını çalmıyor. Sonra da insanlık bitmiş diyoruz. İnsanlık nedir ki?

Komşuyla nasılsak, mahallede de öyleyiz. Mahallede böyle olan, otobüste, okulda, iş yerinde, markette de öyledir. Bir yolla yaşıyoruz ama birlikte yaşamayı bilmiyoruz. Şehirde de öylesin. Komşu ülkeye bakışın ne ola ki. Onlarla da çıkarlarına göre yaşıyorsun. 

Politikanın ürettiği bir yeni saçmalık var. Benim bekâm. Buna göre her şey mümkün olabiliyor. Komşunu öldürme hakkın da sürme hakkın da oluveriyor. Tabi ahlak denen insanı var edenin altını oyarak. Buna ahlaksızlık deyip bir kategori oluşturmayacağım. Bu düpedüz insanın kendisinden, olduğu andaki canlıdan başkasını görmemesi, hissetmemesi, sevmemesidir.

Bu çağın bilim ve teknolojik gelişimi sınırları kaldırırken yeni sınırlar oluşturuyor. Sadece o andaki kendimizi düşünüyoruz. Bunu bir toplumsallık ve politika üretmek olarak görüyoruz. İşin aslı çıkarlarımız. Bunun için dünyayı paramparça ettik. Bu kadar vahşi bir canlının doğayı, ağacı, kurdu kuşu düşünmesi mümkün mü?

Yıl geldi 2020’ye. Elbette sayıların önemi yok. Bir şey de değiştirmez. İnsanın hem ruhsal hem de bedensel olarak bu kadar bilinme aşamasına geldiği bir dünyada, sadece kendi ihtiyacı merkezli yaşaması, yanındakinin, karşısındakinin sağlığını, mutluluğunu, huzurunu düşünmemesi, hissetmemesi gittikçe açılan ve onarılamaz bir vahşete gidiyor.

Yeni insan bu olacaksa biz tam da cehennemin ortasına düşmüş durumdayız. Cehennemden vazgeçemeyen insanlar. Yaşadıkları cennetten kovulmak için her şeyi yapan canlılar.

Gelin düşüncemizin yaratıcılığını empati üzerine, sempati üzerine kuralım. Güler yüzlü olmak, birlikte yaşamak o kadar zor değil. Komşunun yaşama alanı, ülkelerin yaşama alanı gibidir.

Sıkı sıkı kapattığımız kapıların ardını sanaldan, gazeteden öğrenmek yerine, bu sorunun oluşmasına izin vermeyelim. İnsan insanın kurdudur sözünün aksini yapalım. İnsan insanın yurdudur diyelim. İnsanları hor görmekten kurtulalım. Çünkü bir başkası da sizi hor görür, aşağıda görür. Günümüz insanı geçmişin köle toplumlarından daha fazla bir kölelik düzenine şimdilerde geçiş yapıyor. 

Bir rızalık ve gönüldaşlık mahallesi yaratırsanız, bu şehre yayılır, bu doğaya yayılır, bu diğer canlıların yaşamasına yayılır. Bu insanlığa yayılır.

İnsan kendi sıradan davranışlarının yarattığı ya da ona öğrettiği politikadan çıkmayı başarırsa bir adım atmış olur. Düşünsenize böylesi bir dünyayı. Yeni bir insan olmak da insanlık da elimizde ki bu asıl ve asil bir politikadır.

İnsanın kendisine saygınlığı en üst seviyeye çıkartacak güç ve cesarettir. Yeter ki başını kaldır. Yeter ki gözünün önünden ellerini çek. Yeter ki kulaklarını kullan. Bu bizi kolektif benliğe götürür, insanın ortak aklına, sezgisine, sevgisine, insanlık akrabalığımıza.

Aydın’da bulunan ve Roma Dönemi’nden bilinen en eski notalı şarkı sözleriyle bakın Seikilos bize Mezar yazıtında ne diyor:

“Işılda henüz yaşıyorken,

Gamı kederi at bir kenara,

Yaşam dediğin böyle kısayken,

Ve her şey yenik düşerken zamana”.

 

Gelin insan olalım.

Bizi Takip Edin

2,043BeğenenlerBeğen
615TakipçilerTakip Et
8,119TakipçilerTakip Et

Son Haberler

CHP’li Ağbaba: “Diyanet İşleri’nin İsraflarıyla Vergilerimiz Buharlaşıyor!”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, TBMM’ye sunduğu yazılı soru önergesinde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a Diyanet İşleri Başkanlığı’nca kullanılan makam araçlarının sayısını ve bu...

“Ne O’yuz, ne de Bu! Biz ALEVİYİZ”

Erdal KILIÇKAYAAleviler için kutsal kabul edilen Hızır ayında, Viyana’daki Hızır Cemi’nde, 7’den 70’e biraraya geldik, deyişlerimizi söyledik, semahlarımızı döndük, lokmalarımızı paylaştık.Pirin darına durarak Hızır’ı...

Çalınan tarihi eseler Türkiye’de

Türkiye’den İngiltere’ye kaçırılan Isparta kökenli Sidamara tipi lahit Türkiye’ye geri getirildi. Eser Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenecek.1980’li yıllarda Isparta Göksöğüt Belediyesi tarafından 5 parçaya bölünmüş...

Kenanoğlu: Geç Olmadan, Grup Yorum Üzerindeki Yasakları Kaldırın

HDP İstanbul Milletvekili Ali KENANOĞLU, TBMM Genel Kurulunda yaptığı konuşma ile Grup Yorum üyelerine uygulanan baskıların son bulması ve ölüm orucunun durdurulması için Meclisi...

Sur’daki yapılar kimin için!

Sur'da bir yılda 7 bin ev yıkıldı, 5 yılda 367 ev yapıldı. Sur mağdurları evlerinin teslim edileceği günü bekliyor.